ev kadını etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ev kadını etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ağustos 2011 Perşembe

Kocacım "karım" olur musun?

ABD’li bir kadının kocası nikahtan 2 ay sonra kadın olmak istemiş. Karısı önce çok üzülmüş filan sonra belki kocamı kadın olarak da sevebilirim demiş, kabullenmiş. Şimdi mutlu mesut yaşıyorlarmış. Haberi okuyunca uzun süre düşündüm, benim kocamda kadına dönüşmek isteseydi nasıl olurdu acaba diye.
Eğer huyu suyu her şeyi de kadına benzeyecekse neden olmasın… 

Ne güzel birlikte yemek yapar, bulaşık yıkar, temizlik yapardık. Benzer filmler izler, dedikodu ederdik. Saatlerce bilgisayar oynamaktan, saçma sapan aksiyon filmleri seyretmekten vazgeçerdi. Belki romantik aşk filmlerini sevmeye bile başlardı. 

Birlikte alışverişe çıkardık. Saatlerce Mango’da Zara’da tur atmama kızmazdı. Aksine birlikte kıyafet seçer, hem dener hem de uzun uzun nasıl durduğunu yorumlardık.  Belki pasta börek bile yapar, “Çay demledim, gel de internetten tarifini bulduğum kurabiyenin tadına bir bak, nasıl oldu merak ediyorum” diye bana seslenirdi. Ben de hemen koşar, yanağına bir öpücük kondururdum.  Uzun uzun mutfak masasında çay içer, kurabiye yer, hayattan, modadan, TV dizilerinden, kayınvalidelerimizden, hayallerimizden konuşurduk. Durup durup birbirimize sevgi gösterileri yapardık. 
                                

Cinsel hayata gelince. Ne olacak canım bunun vibratörü var, parmağı var, dili var o da olmadı salatalığı var, havucu var.  Minik bir organın varlığı ya da yokluğu hiç de sorun değil yani. Hem de birbirimizin isteklerine canı gönülden kulak verir, ertesi sabah da uzun uzun gecenin kritiği yapardık. Cinselliği baştan savmaz, doyasıya yaşardık.

Şu manzaraya bir baksanıza, ne mutlu ve sorunsuz bir çift.  İşte evlilik dediğin böyle bir şey olmalı. Anlaşamayan, farklı dünyalardan iki insanın çaresizce didişmesi değil, aynı yerlere bakan, hayatı paylaşan iki insanın mutlu bir hayat sürmesi. Aferin kız Diana. Çok doğru bir karar vermişsin. Onu bırakıp başla erkek bulsan ne yapacaktın sanki. 

26 Temmuz 2011 Salı

Evdeki öküz kim?


Yaklaşık 5 saat boyunca evdeki pislikleri temizleyip yorgunluktan bitap düşmüşken, “Aşkım bana bir bardak su versene” diyen biri benim tüm sülaleme küfretmiş kadar olur. Zaten verdiğim tepki de buna göre oldu. Açtım ağzımı yumdum gözümü. Peki etkisi oldu mu? Hayır. Aldığım cevap şu: “Ne yaptın ya bu kadar abartıyorsun.”

Sonra bu denli benciliği anlamaya ve anlamlandırmaya çalıştım her zaman ki gibi. Ancak ne yazık ki yine bir sonuç alamadım. Erkekler kendi yaptıkları işleri ölesiye önemserken, kadınların hayatlarını mutfak ve ev işlerli arasında heba etmelerini olağan ve önemsiz görmeleri!

Birlikte yaşanılan bir evde nasıl biri saatlerce bilgisayar oyunu oynarken diğeri yorgunluktan ölene kadar temizlik yapıyor ve iki taraf da bunu doğal karşılayabiliyor. O bilgisayar oyunundan sıkıldığı zaman bir film takıp izlerken ben de mutfak işlerini bitirmenin huzuruyla banyoda üzerine işenmiş klozeti temizlemeye ve bir haftadır birikmiş çamaşır sepetindeki çamaşırları ayırıp makineye atmaya gidiyorum. Temizliğe verdiğim arada bulaşık makinesini boşaltıp dolaplara yerleştirince kendimi zaman kazanmış sayıp seviniyorum saf gibi. 

O bütün haftasonunu eğlenceli aktivitelere ayırırken, ben onun bir öküz olduğunu düşünüyorum. Sonra aninden fark ediyorum. Bana öğretilen şeyleri sorgulamadan yapmaya devam ediyor ve bu hayata biraz da gönüllü boyun eğiyorum. Söyleyin hangimiz öküzüz, o mu yoksa ben mi?

Yazan: Leyla, evli, bir çocuk annesi